Abilerine,ablalarına su getirmeyince yastık yiyen kardeşlerin,annesinden su isteyince 'Kalk kendin al' nidaları duyan evlatların,su istemek için filmin en heyecanlı anını bekleyen ebeveynlerin,yüz yıl sonra da 'Bana bi' su getir' diyebilmek için çalışan dünya dostlarının,bir kap suyu sokak canlarından esirgemeyen kalplerin,'Çöpü at da gel', 'Kalk kapıya bak' cümleleriyle yarışacak bir cümle arayanların adresi : banabisugetir
22 Haziran 2013 Cumartesi
RÜYA-KISA FİLM
Merhabalar benim eyleme gidip yanlışlıkla pankartı ters açan okurlarım.İlkokuldan arkadaşım meteor hatun Cemre ve onun, onun kadar meteor saz
arkadaşları okul ödevleri için bir kısa film çekmiş.Ee herkes bilir ki arkadaşın reklamını yapmak,başarısını tebrik
etmek imandan gelir.Ellerine,kollarına,çıkık popo yürüyüşlerine,saç savurmalarına sağlık .Buyrun ;
Ben mi efendim,ben gidiyorum.3.şahıs olduysanız gitmeniz gerek.Belki yazarım,belki yazamam.
24 Mayıs 2013 Cuma
BEN NASIL BÜYÜK ADAM OLUCAM?
Merhabalar benim yıllardır bir üfleyişte mumları söndüreceğim diye tüm pastayı tükürük içinde bırakıp onu bir de arkadaşlarına yediren bağışıklık düşmanlarım.
16 mayıs doğum günümdü ama malumunuz doğum günümü kutlamayı pek sevmiyorum.Bu senede bir teşekkür yazısı yazarsam yazı Jimmy Fallon'un "Thank You" bölümüne döner diye korkuyorum.Gel gelelim doğum günlerimi neden sevmediğime.Bilemiyorum ya.Belki de sürprizlerden pek hoşlanmadığım için.Kendimi az çok tanıyorum şimdi planları ben yapmazsam her şey kötü olacak ve ben gülümseyip memnun görünmeye çalışacağım.Kendimi biliyorum kalabalıkta pastadan herkes alsın diye en ince dilimi ben alacağım halbuki ben o pastaya tüm benliğimle dalmal isterim her zaman.Patates salatası eşliğinde Hüseyin Kağıt dinleyip oynayacağız yavaş yavaş emekliliğe alıştırır gibi kendimizi.Oldu mu senin "Best party ever" hayallerin "Party hard "
Bir seçenek daha var güneş tepedeyken herkes sarhoş olacak.Eee ben zaten içmiyorum , sarhoş ayılt dur .Bir de çok saçma ; 'Müzikçi sözlüme 40 vermiş,doldur be meyhaneci ,yapılır mı lan bu bana.'
Bir de bugün doğum günün mü koy götüne o zaman her şeyin tipi var ki bu ben oluyorum.Şimdi önemli olan hep birlikte olmak geyiğine geliyorum.Gerçekten de önemli olan kremalar,mumlar,kukuletalar değil,sıkı sıkı sarılıp 'İyi ki doğdun,iyi ki varsın 'diyen insanlar.Önemli olan annenin 'Seni iyi ki doğurdum'demesi
En güzeli bu bence ; çünkü ben kendime hiçbir doğum günümde iyi ki doğdun demedim.Belki de bu yüzden kutlamadım hiç.Herkes cümlenin sadece başını söylerken ben gerisini de duydum 'İyi ki doğdun da bütün yıl ağzına sıçıyoruz,sömürüyoruz,ağlatıyoruz seni.'Bu yüzden kutlamak gellmedi içimden.Zaten varlığımdan memnun olacağım hiçbir iş yapmadım.Ayrıca Megan Fox'la aynı gün doğmuşum.Neyini kutlayayım,adaleti mi?
Ama doğum gününde herkes özel hissetmek ister değil mi seninle aynı gün doğan 4 milyon insan olsa bile.Doğum günüm kandile denk geldi ya gittim dedim çocuğum birine bak mübarek günde doğmuşum.O da döndü dedi 'Ben Kadir Gecesi'nde doğmuşum.'Ya tamam en süper sensin,bir numarasın,cennetlik adamsın da bugün benim doğum günüm ilgiyi niye üstüne çekiyorsun ki?Mübarekliği paylaşabiliriz ey din kardeşim.
Doğum günümde bir de sinemaya gittim.Sümeyye -eğer okuyorsa selam olsun-çantasını ağzıma öyle bir gömdü ki gözüm morardı,dişlerim düştü,dudağım patladı.Neymiş efendim neden sinemaya kadar gidip filmi izleyip dönmüşüm.
Doğum günümü sevmeme sebeplerimden biri de yaşlanıyor olmam.Çok ciddi bir şekilde takıntım var bu konuya.Bir de sanki büyüyemiyormuşum da sadece yaşlanıyormuşum gibi geliyor.Kıskancım,şımarığım ve umursamazım bunlar büyüyememekten mi kaynaklanıyor yoksa çoktan büyümüş olmamdan mı?Bizim mahallede bir teyze vardı.Kayısı ağacına daldık diye 'Alın size taharet suyu' diye balkondan kafamıza su dökmüştü.Ben de yaşlanınca kesin öyle biri olacağım.Bastonumun sapı da kurukafalı filan olur herhalde.
Bilemiyorum etrafında seninle yaşlanacak birileri bulunduğu sürece belki de yaşlanmak o kadar kötü bi şey değildir.Bin kez teşekkürler,sizler de iyi ki varsınız!
Yaşlanıyoruz vesselam.Ben beklerim de zaman beklemez ki beni.
16 mayıs doğum günümdü ama malumunuz doğum günümü kutlamayı pek sevmiyorum.Bu senede bir teşekkür yazısı yazarsam yazı Jimmy Fallon'un "Thank You" bölümüne döner diye korkuyorum.Gel gelelim doğum günlerimi neden sevmediğime.Bilemiyorum ya.Belki de sürprizlerden pek hoşlanmadığım için.Kendimi az çok tanıyorum şimdi planları ben yapmazsam her şey kötü olacak ve ben gülümseyip memnun görünmeye çalışacağım.Kendimi biliyorum kalabalıkta pastadan herkes alsın diye en ince dilimi ben alacağım halbuki ben o pastaya tüm benliğimle dalmal isterim her zaman.Patates salatası eşliğinde Hüseyin Kağıt dinleyip oynayacağız yavaş yavaş emekliliğe alıştırır gibi kendimizi.Oldu mu senin "Best party ever" hayallerin "Party hard "
Bir seçenek daha var güneş tepedeyken herkes sarhoş olacak.Eee ben zaten içmiyorum , sarhoş ayılt dur .Bir de çok saçma ; 'Müzikçi sözlüme 40 vermiş,doldur be meyhaneci ,yapılır mı lan bu bana.'
Bir de bugün doğum günün mü koy götüne o zaman her şeyin tipi var ki bu ben oluyorum.Şimdi önemli olan hep birlikte olmak geyiğine geliyorum.Gerçekten de önemli olan kremalar,mumlar,kukuletalar değil,sıkı sıkı sarılıp 'İyi ki doğdun,iyi ki varsın 'diyen insanlar.Önemli olan annenin 'Seni iyi ki doğurdum'demesi
En güzeli bu bence ; çünkü ben kendime hiçbir doğum günümde iyi ki doğdun demedim.Belki de bu yüzden kutlamadım hiç.Herkes cümlenin sadece başını söylerken ben gerisini de duydum 'İyi ki doğdun da bütün yıl ağzına sıçıyoruz,sömürüyoruz,ağlatıyoruz seni.'Bu yüzden kutlamak gellmedi içimden.Zaten varlığımdan memnun olacağım hiçbir iş yapmadım.Ayrıca Megan Fox'la aynı gün doğmuşum.Neyini kutlayayım,adaleti mi?
Ama doğum gününde herkes özel hissetmek ister değil mi seninle aynı gün doğan 4 milyon insan olsa bile.Doğum günüm kandile denk geldi ya gittim dedim çocuğum birine bak mübarek günde doğmuşum.O da döndü dedi 'Ben Kadir Gecesi'nde doğmuşum.'Ya tamam en süper sensin,bir numarasın,cennetlik adamsın da bugün benim doğum günüm ilgiyi niye üstüne çekiyorsun ki?Mübarekliği paylaşabiliriz ey din kardeşim.
Doğum günümde bir de sinemaya gittim.Sümeyye -eğer okuyorsa selam olsun-çantasını ağzıma öyle bir gömdü ki gözüm morardı,dişlerim düştü,dudağım patladı.Neymiş efendim neden sinemaya kadar gidip filmi izleyip dönmüşüm.
Doğum günümü sevmeme sebeplerimden biri de yaşlanıyor olmam.Çok ciddi bir şekilde takıntım var bu konuya.Bir de sanki büyüyemiyormuşum da sadece yaşlanıyormuşum gibi geliyor.Kıskancım,şımarığım ve umursamazım bunlar büyüyememekten mi kaynaklanıyor yoksa çoktan büyümüş olmamdan mı?Bizim mahallede bir teyze vardı.Kayısı ağacına daldık diye 'Alın size taharet suyu' diye balkondan kafamıza su dökmüştü.Ben de yaşlanınca kesin öyle biri olacağım.Bastonumun sapı da kurukafalı filan olur herhalde.
Bilemiyorum etrafında seninle yaşlanacak birileri bulunduğu sürece belki de yaşlanmak o kadar kötü bi şey değildir.Bin kez teşekkürler,sizler de iyi ki varsınız!
Yaşlanıyoruz vesselam.Ben beklerim de zaman beklemez ki beni.
16 Nisan 2013 Salı
ERKEKLER NEDEN BU KADAR ÖKÜZ??
Blogu ilk açtığımda kadın-erkek ilişkileri hakkında yazmayacağıma dair kendime söz vermiştim.Nasılsa yazan,ıncığını cıncığını sorgulayanlar var.Ama gün geçmiyor ki erkekler bu kadar öküz olmasın.Allah aşkına;hikaye benden yorum sizden.Buyrun;
Şimdi efendim adını vermek istemediğim -linç edilmesinden korkuyorum- kısaca 3K dediğim bir oğlan var.Bu esas oğlan.Esas kız da benim.Birgün bir gaza geldim , adeta bir cesaret bombalaması yaşadım ve bizim kızlara döndüm Görevimiz Tehlike'nin müziği ile dedim ki 'Kalkın,ilan-ı aşk etmeye gidiyoruz.'Eee bunlar benim arkadaşım akıl yok haliyle.Gittik taaaa Google Earth'ün bile yerini unuttuğu bir üniversiteye.İçimden de diyorum 'Yok artık banabisugetir ne yapıyorsun sen bu işlerin adamı değilsin' Bu işlerin adamı neden mi değilim açıklayayım :
Sevgili 3K eğer okuyorsan senin en çok birini dinlerken kapanmayan ağzını seviyorum.
Ha bi de bunu rüyamda gördüm.Bunu uzaylılar mı ne kaçırmış.Ben de bulmaya çalışıyorum.İlkokulumdayım böyle nasıl kalabalık.Sonra kapıya kadar geliyorum her taraf diken.Yürüyorum,bi bakıyorum kollarım nasıl kanıyor.Siyah giyen 2 adam var Agent Smith'e benziyorlar.3K'yi bulduysan söyle diyorlar.Ben de heee kollarıma bak o kadar acı çektim size mi söylerim diyorum.Onlarda bu kadar acı çekmek sizin suçunuz diyip gidiyorlar.Nasıl bir bilinçaltıysa rüyada bile laf sokuyorlar.
Şimdi efendim adını vermek istemediğim -linç edilmesinden korkuyorum- kısaca 3K dediğim bir oğlan var.Bu esas oğlan.Esas kız da benim.Birgün bir gaza geldim , adeta bir cesaret bombalaması yaşadım ve bizim kızlara döndüm Görevimiz Tehlike'nin müziği ile dedim ki 'Kalkın,ilan-ı aşk etmeye gidiyoruz.'Eee bunlar benim arkadaşım akıl yok haliyle.Gittik taaaa Google Earth'ün bile yerini unuttuğu bir üniversiteye.İçimden de diyorum 'Yok artık banabisugetir ne yapıyorsun sen bu işlerin adamı değilsin' Bu işlerin adamı neden mi değilim açıklayayım :
![]() |
Bakın ben normalde böyle bir hatun kişiyim.Benim ne işim olur ilan-aşkla filan.Yani yemek aşkı başka orda bi durcan.
Ammaa işte bu 3K dediğimiz esas oğlan beni bu hale getirdi.
Neyse ne diyordum 3K'yi bekliyoruz.Ahan da iniyorlar aşağıya.Bakıyorum,kızları eleştiriyorum,oğlanları puanlıyorum filan ama 3K ortalıklarda yok.Dedim 'Kalk Banu sınıfına gidek'Hayır neyime güvendim bunu söylerken neyse dedim ki merdivenlerden çıkalım 3 gram eritsem kardır.Tam sınıfına gircez mesaj geldi '3K kantinde'Ben onun için 3 gramın hesabını yapıyorum tembel hayvan asansöre binmiş bi de 3 saat onu beklemiş.Tee Allaamm.Koştura koştura indim merdivenlerden nerde filan dedim.Kafamı çevirdim çıktı kantinden.Hayır bu klasik türk filmi sahnesi değilse ne?Bi dahaki arayı bekliyoruz.Ben 'tabi ki'gittim tost filan yedim.Neyse ara oldu bu geldi kantine.O an , ne yapacağını bilmeyen her kişi gibi ben de telefonumla oynadım.Ne yani mantık neyse?Dedim bu bir daha geri gelmeyeck bir an yaldır gitsin.
Gittim kolundan çektim 3K bi bakar mısın dedim (Haydaaa niye çocuğu çevirdiysem bi de bırakmadım , o kolunu çekti de anca kurtardı kendini pençelerimden koala mıyım neyim]
-Geldim ne oldu?(Ayy haspaya bak sanki hergün bi kız seni çeviriyor çok coolsun alkış]
-Sana bi'şey sorabilir miyim?
Sıkı durun geliyor
-Kızılay'a nasıl dönebilirim??(Tamam ya vurmayın ne biliyim öyle dedim birden ]
Tabi bu mala döndü anlatıyor bi şeyler de ben dinlemiyorum yüzünü inceliyorum aynen Hatice Sultan'a benziyor.Valla bak aynısı,gözleri filan.Sonra dayanamadım
-Bi de 3K ben senden çok hoşlanıyorum
Garibim ışık görmüş tavşana döndü fark ettirmemeye çalışıyor da ben Lie to Me izledim balım anlarım.Baktım bunun bi şey söyleyeceği yok,ortada çekirgeler dolaşıyor
-Bak bana cevap ya da karşılık vermek zorunda değilsin sadece içimde kalsın istemedim,omzunda yük hissetme tamam mı
-Tamam
Tamam mı?Ulan öküz onca yol geldim,suratıma badana yaptım,kalp krizi geçirdim,cesaretimi ek gıdalarla destekledim ve dediğin 'Tamam' mı?Hayır yok de çirkinsin seni eşekler kovalasın de ama tamam ne allasen ??
Arkadaşlarımla geldim filan dedim.Kızlar da bizi izliyormuş 3K da o tarafa bakınca bunların hepsi önüne döndü filan çok komikti.Sonra mal gibi eve döndük.Bu.Bu kadar.Ne kadar da romantiğim değil mi?Ama anlayan yok.
Sevgili 3K eğer okuyorsan senin en çok birini dinlerken kapanmayan ağzını seviyorum.
Ha bi de bunu rüyamda gördüm.Bunu uzaylılar mı ne kaçırmış.Ben de bulmaya çalışıyorum.İlkokulumdayım böyle nasıl kalabalık.Sonra kapıya kadar geliyorum her taraf diken.Yürüyorum,bi bakıyorum kollarım nasıl kanıyor.Siyah giyen 2 adam var Agent Smith'e benziyorlar.3K'yi bulduysan söyle diyorlar.Ben de heee kollarıma bak o kadar acı çektim size mi söylerim diyorum.Onlarda bu kadar acı çekmek sizin suçunuz diyip gidiyorlar.Nasıl bir bilinçaltıysa rüyada bile laf sokuyorlar.
11 Mart 2013 Pazartesi
YILIN İLK PİKNİĞİ
Öldüm filan zannettiniz herhalde.
Bu yazıyı çok hızlı yazıcam;çünkü babaannem saat 10'da uyuduğu için zamana karşı yarıştığımızı sanıyor.
Her neyse başıma neler geldi bir bilseniz.Kaburgamı çatlattım!!!Hem de o kadar ezik bi nedenle ki anlatmak dahi istemiyorum.Kısacası demirlerden atlarken o şom ağızlı ilkokul hocalarının dediği'O demirler birgün bi yerinize batacak'lafını bizzat yaşadım.Çok da realist yazıp içinizi kaldırmak istemiyorum ama olay şuydu ; demirlerde iki basamak vardı.İlkine bi ayağımı koydum ikincisine diğer ayağımı koyacakken ilk ayağım kaydı ve ayaklarım tamamen yerçekimine boyun eğdi.O sırada demirler kaburgama çarpma suretiyle tişörtü delerek beni adeta kurumaya bırakılmış bir çamaşır gibi sallandırdı.Yemin ederim Amerikan çizgi dizilerindeki loser tipleri şimdi daha iyi anladım.Zaten ordan tekrar inmek bambaşka bi olaydı.
İşte canımın ne kadar acıdığın resmi.Bi de ağrı kesici iğne yapacaklardı.Ben de ağzım açık koluu sığırdım bekliyorum.Hemşire perde çekti.Ben de diyorum niye perdeyi kapatıyor.Sonunda acı gerçekle karşılaştım ve yalpalaya yalpalaya popomu tuta tuta bütün hastaneden geçtim.Otobüste yarım havada oturdum falan filan.
Hayatımda şu sıralar hiçbir şey düzgün gitmiyor zaten.Hemen bir fotoğrafla ispatlayayım.
Olması gereken yukardakiydi.Yandaki de benim yaptığım.Poff!
Geçen iki arkadaşımın doğum gününü kutlamak için pikniğe gitmeye karar verdik.Twitter'da da paylaştım .Önce şöyle başladı;
Sonra içimizdeki(daha doğrusu benim içimdeki) piknikçi açığa çıktı.Maskeleri indirdik,tişörtleri çıkardık.Ve o belirdi beyaz atletli mangalcı ruhu!
Nasıl yakıcaz lan bunu derken
Hiç yanmayan mangalımız
Bu fotoğrafıma çok güldüm.Salıncağı 1000002574. denememde hala kuramamamın verdiği hüzün ve öfke gözlerimde.
Bu yazıyı çok hızlı yazıcam;çünkü babaannem saat 10'da uyuduğu için zamana karşı yarıştığımızı sanıyor.
Her neyse başıma neler geldi bir bilseniz.Kaburgamı çatlattım!!!Hem de o kadar ezik bi nedenle ki anlatmak dahi istemiyorum.Kısacası demirlerden atlarken o şom ağızlı ilkokul hocalarının dediği'O demirler birgün bi yerinize batacak'lafını bizzat yaşadım.Çok da realist yazıp içinizi kaldırmak istemiyorum ama olay şuydu ; demirlerde iki basamak vardı.İlkine bi ayağımı koydum ikincisine diğer ayağımı koyacakken ilk ayağım kaydı ve ayaklarım tamamen yerçekimine boyun eğdi.O sırada demirler kaburgama çarpma suretiyle tişörtü delerek beni adeta kurumaya bırakılmış bir çamaşır gibi sallandırdı.Yemin ederim Amerikan çizgi dizilerindeki loser tipleri şimdi daha iyi anladım.Zaten ordan tekrar inmek bambaşka bi olaydı.
Hayatımda şu sıralar hiçbir şey düzgün gitmiyor zaten.Hemen bir fotoğrafla ispatlayayım.
Olması gereken yukardakiydi.Yandaki de benim yaptığım.Poff!
Geçen iki arkadaşımın doğum gününü kutlamak için pikniğe gitmeye karar verdik.Twitter'da da paylaştım .Önce şöyle başladı;
Sonra içimizdeki(daha doğrusu benim içimdeki) piknikçi açığa çıktı.Maskeleri indirdik,tişörtleri çıkardık.Ve o belirdi beyaz atletli mangalcı ruhu!
Nasıl yakıcaz lan bunu derken
Hiç yanmayan mangalımız
Bu fotoğrafıma çok güldüm.Salıncağı 1000002574. denememde hala kuramamamın verdiği hüzün ve öfke gözlerimde.
Doğum günü bebesi
İşte GERÇEK mangalcı
Şimdi diyebilirsiniz 'Aaaa bey bak ne güzel eğlenmişler'Hayır!Ankara'nın soğuğunda götümüz dondu efendim !!
29 Ocak 2013 Salı
OLAYA UZAYLI KALMAK İSTEMEM
2000lerde E.T'yi izliyordum.Çok ağladım öldüğünü sandığımda ve babam kulağıma eğilip dedi ki 'Banabisugetir bu sadece bir film'.Peki babam yanılıyor olamaz mıydı?
Bugünkü konumuz : uzaylılar uuuuuuuuu. Evet efenim gerçek mi , değil mi , kadın programlarından dini programlara ; bilimkurgu izleyicilerinden çizgi film mübtelalarına kadar herkesçe tartışılıyor.
Geçen yine acayiiippppp sıkıcı uluslararası ilişkiler dersindeydik.Amerika'nın keşfi,Çay Partisi filan...Arkadaşlarımdan biri 'Hocam bu Amerikalılar onca yıl bi adada yaşamışlar da ne zaman okuyup,bu kadar gelişmişler?'dedi.Tabi arka taraf 'Anan zaa', 'Muş', 'Sen sor diye' ahahah diye kopuşlardayken 'Emperyalizm','Dünya Savaşı'na katılmadı pezevenkler','Kapitalizm olum onlar hep Amerka'nın oyunu uyaaan artık uyaaannn!'(yerine zor oturttuk)nidaları atan da oldu.
Amerika ile yoğurt karşılaştırması vardır ya .Yoğurdu onca yıl bekletsen kendine kültür oluşturur diye.Şimdi bu Amerikalıların öz kültürleri yok sayılır.Bi millette yemek kültürü nasıl olmuyor ben ona çok şaşırıyorum bunlar doğar doğmaz ellerine uzay mekiği mi almış da yemek yapamamışlar?Bi de diğer devletlere yetişelim diye koşarken bizim yolluklara da fast food demişler. Şimdi Roswell Vakası'nı az çok bilen vardır.Rivayet edilir ki zamanında Amerika'ya bir UFO düşmüş ve Amerika bugünkü teknolojisine o cisimden aldığı ileri teknoloji parçalar sayesinde kavuşmuş.Kim bilir?Dahası Amerikalılarla uzaylılar arasında gizli bir antlaşma yapılmış,maddeleri,ses kayıtları ve kişilerin kimlikleri tamamen silinmiş.
Star Wars , Man in Black,Signs gibi gibi . Bu filmler yukarıdaki antlaşmanın bir maddesi olabilir mi acep?Uzaylıların bu filmlerden ekonomik bir gelir sağladığını sanmıyorum olsa olsa reklam amaçlıdır.Peki ama bu filmlerin bazıları iyi uzaylı bazıları kötü uzaylı.Ama insanlar hep kötü hep önyargılı.Bu filmler arasında bir periyod olabilir kafayı takan biri bulsun şu gizemi.
Tüm bu iddaalar gerçek olsun olmasın bildiğim bi şey var ki uzaylılar hakkında çekilen neredeyse hiçbir film yeşil,koca gözlü ,koca kafalı bir uzaylı tasvir etmedi.Darth Vaderlar tasvir etti,zaman makinesiyle ordan oraya koşan dünyayı kurtaran Doktorlar tasvir etti ve güçlü,karizmatik Supermanler tasvir etti.Açıkçası uzaylılar dünyaya gelirse bizi pek etkileyebileceklerini sanmıyorum,hatta hayal kırıklığı yaratabilirler.
Ha bir de herkesin bir UFO anısı vardır değil mi?Anlatmadan geçemem.Geçen yaz babaannemler gece bahçede otururken gökyüzünde Ufo görmüşler.Uçak değildi,balon değildi,superman değildi dediler.Açıkçası uzaylılar gibi şehir icatlarına pek de inanmayan, her Doctor Who izlediğimde 'Deli işi 'diyen babaannemin yalan söylediğine inanmıyorum.Dahası gördüğü cisme bir bahane de uydurmadı.
Gökyüzü gizemlerle dolu.İsterseniz bilmediğiniz alemlerle ilgili hayaller kurabilir,isterseniz sıkıcı olmaya başlayan dünyadan bir kaçış planı olarak birilerini bekleyebilirsiniz.Ama bizi bitirecek şey kana susamış uzaylılar olmayacak işte buna inanıyorum.
Ve klasik bir soru olan 'Neden hep Amerika?''nın cevabını almak için Turist Ömer Uzay Yolunda'yı izlemenizi ve bizim uzaylıları ciddiye almak için fazla dik başlı olduğumuzu görmenizi öneririm.
Doctor who-The Impossible Astronaut Bu adresteki bölümün son 20 dakikasını izlemenizi şiddetle öneriyorum
Bugünkü konumuz : uzaylılar uuuuuuuuu. Evet efenim gerçek mi , değil mi , kadın programlarından dini programlara ; bilimkurgu izleyicilerinden çizgi film mübtelalarına kadar herkesçe tartışılıyor.
Geçen yine acayiiippppp sıkıcı uluslararası ilişkiler dersindeydik.Amerika'nın keşfi,Çay Partisi filan...Arkadaşlarımdan biri 'Hocam bu Amerikalılar onca yıl bi adada yaşamışlar da ne zaman okuyup,bu kadar gelişmişler?'dedi.Tabi arka taraf 'Anan zaa', 'Muş', 'Sen sor diye' ahahah diye kopuşlardayken 'Emperyalizm','Dünya Savaşı'na katılmadı pezevenkler','Kapitalizm olum onlar hep Amerka'nın oyunu uyaaan artık uyaaannn!'(yerine zor oturttuk)nidaları atan da oldu.
Amerika ile yoğurt karşılaştırması vardır ya .Yoğurdu onca yıl bekletsen kendine kültür oluşturur diye.Şimdi bu Amerikalıların öz kültürleri yok sayılır.Bi millette yemek kültürü nasıl olmuyor ben ona çok şaşırıyorum bunlar doğar doğmaz ellerine uzay mekiği mi almış da yemek yapamamışlar?Bi de diğer devletlere yetişelim diye koşarken bizim yolluklara da fast food demişler. Şimdi Roswell Vakası'nı az çok bilen vardır.Rivayet edilir ki zamanında Amerika'ya bir UFO düşmüş ve Amerika bugünkü teknolojisine o cisimden aldığı ileri teknoloji parçalar sayesinde kavuşmuş.Kim bilir?Dahası Amerikalılarla uzaylılar arasında gizli bir antlaşma yapılmış,maddeleri,ses kayıtları ve kişilerin kimlikleri tamamen silinmiş.
Star Wars , Man in Black,Signs gibi gibi . Bu filmler yukarıdaki antlaşmanın bir maddesi olabilir mi acep?Uzaylıların bu filmlerden ekonomik bir gelir sağladığını sanmıyorum olsa olsa reklam amaçlıdır.Peki ama bu filmlerin bazıları iyi uzaylı bazıları kötü uzaylı.Ama insanlar hep kötü hep önyargılı.Bu filmler arasında bir periyod olabilir kafayı takan biri bulsun şu gizemi.
Tüm bu iddaalar gerçek olsun olmasın bildiğim bi şey var ki uzaylılar hakkında çekilen neredeyse hiçbir film yeşil,koca gözlü ,koca kafalı bir uzaylı tasvir etmedi.Darth Vaderlar tasvir etti,zaman makinesiyle ordan oraya koşan dünyayı kurtaran Doktorlar tasvir etti ve güçlü,karizmatik Supermanler tasvir etti.Açıkçası uzaylılar dünyaya gelirse bizi pek etkileyebileceklerini sanmıyorum,hatta hayal kırıklığı yaratabilirler.
Ha bir de herkesin bir UFO anısı vardır değil mi?Anlatmadan geçemem.Geçen yaz babaannemler gece bahçede otururken gökyüzünde Ufo görmüşler.Uçak değildi,balon değildi,superman değildi dediler.Açıkçası uzaylılar gibi şehir icatlarına pek de inanmayan, her Doctor Who izlediğimde 'Deli işi 'diyen babaannemin yalan söylediğine inanmıyorum.Dahası gördüğü cisme bir bahane de uydurmadı.
Gökyüzü gizemlerle dolu.İsterseniz bilmediğiniz alemlerle ilgili hayaller kurabilir,isterseniz sıkıcı olmaya başlayan dünyadan bir kaçış planı olarak birilerini bekleyebilirsiniz.Ama bizi bitirecek şey kana susamış uzaylılar olmayacak işte buna inanıyorum.
Ve klasik bir soru olan 'Neden hep Amerika?''nın cevabını almak için Turist Ömer Uzay Yolunda'yı izlemenizi ve bizim uzaylıları ciddiye almak için fazla dik başlı olduğumuzu görmenizi öneririm.
1 Ocak 2013 Salı
YENİ YILDA SİZİN İÇİN DİLEDİKLERİM
Merhabalar benim 2012 'yi tekmeleyen Ken Masterslarım.Bu yılbaşı dibe vurdum resmen.2013'ten de pek bir şey beklemiyorum.Olmadı dipte mangal filan yakırız keyfimize bakarızz amaaann.
O değil de sizce de bu yılbaşı çok çabuk gelmedi mi?Hayır yani seneye diyete başlayacağım dediğimden ya da seneye yaparım dediğim çok iş olmasından ötürü söylemiyorum bunu gerçekten erken geldi.Her neyse geçen sene ellenme korkusundan Kızılay'a gitmemiştik.Bu sene Kızılay'daki her genç gibi ülke sorunlarını bahane edip para kazanmak isteğimizden 'Elleyene biber gazıııı vaarrr,şok tabancısııı varr gel aabla gel'sloganlı bir satış tezgahı açmak istediğimizden Kızılay'a gittik.
Bi de anlamadığım Iron Maiden efenim ne söyleyim Finntrol gibi bilumum ağır müziğin olduğu mekanlara tırtıllı balon asılması.Eğlendim yani.Zaten balonların çoğunu patlattık.Hehehe
Bizim deyişimizle yılbaşı çiçeği.Gerçek adı ne bilmiyorum yine tam zamanında açtı.
Yılbaşılarının benim için çooook önemli olduğunu daha önce de söylemiştim.Geri dönüp baktığımda o günü güzel hatırlamak için uyumam gerekiyordu ve ben de 12 bulamadan öyle yaptım.2013 için heyecanlı değilim ; çünkü kendi hayatımda yan rol olacağım bir yıl başlıyor.Umarım sizin yılbaşı geceniz benimkinden eğlenceli geçmiştir.
+SİZİN İÇİN DİLEKLERİM+
Tuvalet kağıdının bittiğini tuvaletteyken anlamadığınız,istediğiniz ayakkabının numarasını bulabildiğiniz,1 kilo bile almadığınız,sevdiğiniz şarkıcının konserine gidebildiğiniz,arkadaşlarınızın son kalan çubuk krakerinizi istemediği ,sevdiğiniz dizilerin aynı saatlerde olmadığı , buzdolabının yumurtalık kısmına yumurta dizme görevinin asla size düşmediği,buz tutmuş yolda herkesin içinde düşmediğiniz,başı çok sıkıcı olan kitaplarla karşılaşmadınız,önceleri soğuk sonraları ılıklaşan denizin ılıklaşmasındaki sebebin yan taraftaki çocuk olmadığı,keşke bugün tatil olsa dediğiniz her günün tatil olduğu,yoğurdun çorba yaparken kesilmediği,misafir tuvaletini tıkamadığınız,sizi on yılda bir gören akrabalarınızın 'Ayy ne kadar büyümüşsün'demediği ,sağlıklı,mutlu bir yıl dilerim. '<>'
O değil de sizce de bu yılbaşı çok çabuk gelmedi mi?Hayır yani seneye diyete başlayacağım dediğimden ya da seneye yaparım dediğim çok iş olmasından ötürü söylemiyorum bunu gerçekten erken geldi.Her neyse geçen sene ellenme korkusundan Kızılay'a gitmemiştik.Bu sene Kızılay'daki her genç gibi ülke sorunlarını bahane edip para kazanmak isteğimizden 'Elleyene biber gazıııı vaarrr,şok tabancısııı varr gel aabla gel'sloganlı bir satış tezgahı açmak istediğimizden Kızılay'a gittik.
Bi de anlamadığım Iron Maiden efenim ne söyleyim Finntrol gibi bilumum ağır müziğin olduğu mekanlara tırtıllı balon asılması.Eğlendim yani.Zaten balonların çoğunu patlattık.Hehehe
Yılbaşı için tavsiyem kendinizi kasmamanız.Gün boyu ne yapılım ne edilim onunla şunun arasında huzursuzluk çıkmasın kimseyi kırmayalım derseniz eğlence kelimesine haksızlık edersiniz.Nitekim ben bu bazı kabilelerin tanrısı eğlenceye hakarette bulunduğumdan gecenin sonu pek de tatlı bitmedi.Yani yılbaşında çok kişi değil dolu kişilerle birlikte olun. Bütün sizi yoracak insanlar değil eğlendirecek insanlar seçin bu özel gün için.
Ayrıca gecenin sonunda omuz omuza verip sokağın ortasında ağlamamız bütün eğlenceden daha rahatlatıcı bir etki yarattı.Ve tabiki gece gece falcıya gitmemiz
Evdeyse şunlar oldu ;
Yeni yıl çoraplarım çok tatlı
+SİZİN İÇİN DİLEKLERİM+
Tuvalet kağıdının bittiğini tuvaletteyken anlamadığınız,istediğiniz ayakkabının numarasını bulabildiğiniz,1 kilo bile almadığınız,sevdiğiniz şarkıcının konserine gidebildiğiniz,arkadaşlarınızın son kalan çubuk krakerinizi istemediği ,sevdiğiniz dizilerin aynı saatlerde olmadığı , buzdolabının yumurtalık kısmına yumurta dizme görevinin asla size düşmediği,buz tutmuş yolda herkesin içinde düşmediğiniz,başı çok sıkıcı olan kitaplarla karşılaşmadınız,önceleri soğuk sonraları ılıklaşan denizin ılıklaşmasındaki sebebin yan taraftaki çocuk olmadığı,keşke bugün tatil olsa dediğiniz her günün tatil olduğu,yoğurdun çorba yaparken kesilmediği,misafir tuvaletini tıkamadığınız,sizi on yılda bir gören akrabalarınızın 'Ayy ne kadar büyümüşsün'demediği ,sağlıklı,mutlu bir yıl dilerim. '<>'
7 Aralık 2012 Cuma
OKULUM KÖTÜ GÜÇLERİN ELİNDE!!
Merhabalar benim öğrenciye ev vermeyen teyzelere,amcalara otobüste yer vermeyerek adaleti korumaya çalışan Themislerim.
Bugün size 'Öğrenci nedir?'başlığı altında bilumum öğrenci evi , pis mutfak, garip buluşlar ve pijamalı kız resmi paylaşmayacağım.Birkaç ay önce bizzat yaşadığım bir olaydan sonra sorgulamaya başladım 'Öğrencinin değeri ne kadardır?'
2 ay önce 147 yi aradım.İlk arayışımda çok yardımcı oldular.'Anaa ne güzel öğrenciyi dinliyorlar'filan dedim.Neyse ikinci arayışımda bir suç duyurusunda bulundum.Olayı anlatırken konunun içinde okullarda dikenli telin yasak olduğu geçti.Ben çok şaşırdım.Her beş yılda okul idaresi değişiyor.Yeni idare geçen sene ayağının tozuyla küfür yemeye başladı.Buna karşın küfür yediği her konuyu yönetmeliğe bağlayıp sığrıldı.Şaşırdım ; çünkü boş zamanlarında yönetmelikteki a harflerini saydığına inandığım bir adam okulun her bir köşesine 'jiletli' tel döşetip üstüne bıkmadan usanmadan yağ sürdürüyordu.Telleri de eklettim duyuruya.Sonuçlandı duyurum telefonda dinliyorum.Tam da tellerin karşısındayım.Adam duyurudaki maddeleri sayıyor.'Okulunuzda uyuşturucu satılmadığı...'Ben uyuşturu satılıyor dememiştim :)Uyuşturucu satılanlara verilmesi gereken cezalar daha az suçlular üzerinde uygulanıyor demiştim.Her neyse düzeltirim onu ses kayıtları da var dedim adam devam etti : 'Okulunuzda jiletli ya da dikenli tel bulunmadığı okul idaresi ve emniyet tarafından bildirilmiştir' gibi bir cümle kurdu. Haa? Peki benim karşımda durduğum şeyler neydi , akide şekeri mi?Teller yüzünden okulun bir ceza almasını beklemiyordum tabii ama rededilmesi,komikti.Yine aynı idare okulun ilk aylarında kız öğrencilere pantolon giymeyi yasaklamıştı.Şimdi okula serbest gidiyoruz.Serbest kıyafetin doğruluğundan ya da yanlışlığından bahsetmiyorum.Pantolon giymek için verdiğimiz bütün o çaba ve idarenin amaçsızca bizi uğraştırmasındaki kararı... Serbest kıyafet uygulamasını 'Allah'ın sobası yok'olarak değerlendirmek istiyorum.
Geçenlerde bir öğretmenim beni'Başka bir öğretmen olsa sana neler yapardı' diye tehdit etti.Öğrencinin değeri önceye göre arttı hissedebiliyorum.Buna rağmen bir öğretmen üsteki cümleyi kurabiliyor ve bir müdür bizi 89.Cumhuriyet Töreni'ne 'Aptallar'diyerek çağırıyor,İstiklal Marşı'na geç kalanlara 'Türk değilsiniz'diyor.Merak ediyorum okullarda İstiklal Marşı öğrenci nefret etsin diye mi okutuluyor?Öğrenci çoğu şeyin doğru olmadığının farkında ama bireysel başarı puanı diye bir şey işte.Eskiden öğrenciyi polisle korkuturlardı şimdi notla.
Bilemiyorum ya öğretmenlik beceri işidir, fakülteyi bitir gel değil.İnsan öğretme ateşini kaybetti mi emekli olmalı.Hoş adam da haklı emekli olup açlıktan ölsün mü?
Yemin ederim kendimi Wonderland'deki Alice gibi hissediyorum.Ya da The Walking Dead 'ın içinde.Eskiden muhteşem olan okul koridorlarım tanımadığım yüzlerle dolu.Almanca öğretmenlerine hademe odasını bölüm odası diye vermişler.Hay Yarabbim.Yani anlayacağınız okulum kötü güçlerin etkisinde.
Bugün size 'Öğrenci nedir?'başlığı altında bilumum öğrenci evi , pis mutfak, garip buluşlar ve pijamalı kız resmi paylaşmayacağım.Birkaç ay önce bizzat yaşadığım bir olaydan sonra sorgulamaya başladım 'Öğrencinin değeri ne kadardır?'
2 ay önce 147 yi aradım.İlk arayışımda çok yardımcı oldular.'Anaa ne güzel öğrenciyi dinliyorlar'filan dedim.Neyse ikinci arayışımda bir suç duyurusunda bulundum.Olayı anlatırken konunun içinde okullarda dikenli telin yasak olduğu geçti.Ben çok şaşırdım.Her beş yılda okul idaresi değişiyor.Yeni idare geçen sene ayağının tozuyla küfür yemeye başladı.Buna karşın küfür yediği her konuyu yönetmeliğe bağlayıp sığrıldı.Şaşırdım ; çünkü boş zamanlarında yönetmelikteki a harflerini saydığına inandığım bir adam okulun her bir köşesine 'jiletli' tel döşetip üstüne bıkmadan usanmadan yağ sürdürüyordu.Telleri de eklettim duyuruya.Sonuçlandı duyurum telefonda dinliyorum.Tam da tellerin karşısındayım.Adam duyurudaki maddeleri sayıyor.'Okulunuzda uyuşturucu satılmadığı...'Ben uyuşturu satılıyor dememiştim :)Uyuşturucu satılanlara verilmesi gereken cezalar daha az suçlular üzerinde uygulanıyor demiştim.Her neyse düzeltirim onu ses kayıtları da var dedim adam devam etti : 'Okulunuzda jiletli ya da dikenli tel bulunmadığı okul idaresi ve emniyet tarafından bildirilmiştir' gibi bir cümle kurdu. Haa? Peki benim karşımda durduğum şeyler neydi , akide şekeri mi?Teller yüzünden okulun bir ceza almasını beklemiyordum tabii ama rededilmesi,komikti.Yine aynı idare okulun ilk aylarında kız öğrencilere pantolon giymeyi yasaklamıştı.Şimdi okula serbest gidiyoruz.Serbest kıyafetin doğruluğundan ya da yanlışlığından bahsetmiyorum.Pantolon giymek için verdiğimiz bütün o çaba ve idarenin amaçsızca bizi uğraştırmasındaki kararı... Serbest kıyafet uygulamasını 'Allah'ın sobası yok'olarak değerlendirmek istiyorum.
Geçenlerde bir öğretmenim beni'Başka bir öğretmen olsa sana neler yapardı' diye tehdit etti.Öğrencinin değeri önceye göre arttı hissedebiliyorum.Buna rağmen bir öğretmen üsteki cümleyi kurabiliyor ve bir müdür bizi 89.Cumhuriyet Töreni'ne 'Aptallar'diyerek çağırıyor,İstiklal Marşı'na geç kalanlara 'Türk değilsiniz'diyor.Merak ediyorum okullarda İstiklal Marşı öğrenci nefret etsin diye mi okutuluyor?Öğrenci çoğu şeyin doğru olmadığının farkında ama bireysel başarı puanı diye bir şey işte.Eskiden öğrenciyi polisle korkuturlardı şimdi notla.
Bilemiyorum ya öğretmenlik beceri işidir, fakülteyi bitir gel değil.İnsan öğretme ateşini kaybetti mi emekli olmalı.Hoş adam da haklı emekli olup açlıktan ölsün mü?
Yemin ederim kendimi Wonderland'deki Alice gibi hissediyorum.Ya da The Walking Dead 'ın içinde.Eskiden muhteşem olan okul koridorlarım tanımadığım yüzlerle dolu.Almanca öğretmenlerine hademe odasını bölüm odası diye vermişler.Hay Yarabbim.Yani anlayacağınız okulum kötü güçlerin etkisinde.
| OKUL KORİDORUMUZDAN BİR KARE |
Benle bir alakası yok ama (zaten alakası olmasına da gerek yok) Kız Meslek Lisesi ayrımı nedir Allasen ?? Bir erkek anasınıfı öğretmeni olamaz mı? Neye kafa yormuşsunuz ne cinsiyetçi bir yaklaşım , mantıksız.
Bu yazımın 2012'de yazdığım en karamsar yazım olmasını umuyor ve yılbaşı yazımda görüşmek üzere diyorum .
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















