16 Nisan 2013 Salı

ERKEKLER NEDEN BU KADAR ÖKÜZ??

Blogu ilk açtığımda kadın-erkek ilişkileri hakkında yazmayacağıma dair kendime söz vermiştim.Nasılsa yazan,ıncığını cıncığını sorgulayanlar var.Ama gün geçmiyor ki erkekler bu kadar öküz olmasın.Allah aşkına;hikaye benden yorum sizden.Buyrun;
Şimdi efendim adını vermek istemediğim -linç edilmesinden korkuyorum- kısaca 3K dediğim bir oğlan var.Bu esas oğlan.Esas kız da benim.Birgün bir gaza geldim , adeta bir cesaret bombalaması yaşadım ve bizim kızlara döndüm Görevimiz Tehlike'nin müziği ile dedim ki 'Kalkın,ilan-ı aşk etmeye gidiyoruz.'Eee bunlar benim arkadaşım akıl yok haliyle.Gittik taaaa Google Earth'ün bile yerini unuttuğu bir üniversiteye.İçimden de diyorum 'Yok artık banabisugetir ne yapıyorsun sen bu işlerin adamı değilsin' Bu işlerin adamı neden mi değilim açıklayayım :


Bakın ben normalde böyle bir hatun kişiyim.Benim ne işim olur ilan-aşkla filan.Yani yemek aşkı başka orda bi durcan.

Ammaa işte bu 3K dediğimiz esas oğlan beni bu hale getirdi. 
 Neyse ne diyordum 3K'yi bekliyoruz.Ahan da iniyorlar aşağıya.Bakıyorum,kızları eleştiriyorum,oğlanları puanlıyorum filan ama 3K ortalıklarda yok.Dedim 'Kalk Banu sınıfına gidek'Hayır neyime güvendim bunu söylerken neyse dedim ki merdivenlerden çıkalım 3 gram eritsem kardır.Tam sınıfına gircez mesaj geldi '3K kantinde'Ben onun için 3 gramın hesabını yapıyorum tembel hayvan asansöre binmiş bi de 3 saat onu beklemiş.Tee Allaamm.Koştura koştura indim merdivenlerden nerde filan dedim.Kafamı çevirdim çıktı kantinden.Hayır bu klasik türk filmi sahnesi değilse ne?Bi dahaki arayı bekliyoruz.Ben 'tabi ki'gittim tost filan yedim.Neyse ara oldu bu geldi kantine.O an , ne yapacağını bilmeyen her kişi gibi ben de telefonumla oynadım.Ne yani mantık neyse?Dedim bu bir daha geri gelmeyeck bir an yaldır gitsin.

Gittim kolundan çektim 3K bi bakar mısın dedim (Haydaaa niye çocuğu çevirdiysem bi de bırakmadım , o kolunu çekti de anca kurtardı kendini pençelerimden koala mıyım neyim]
-Geldim ne oldu?(Ayy haspaya bak sanki hergün bi kız seni çeviriyor çok coolsun alkış]
-Sana bi'şey sorabilir miyim?
Sıkı durun geliyor
-Kızılay'a nasıl dönebilirim??(Tamam ya vurmayın ne biliyim öyle dedim birden ]
Tabi bu mala döndü anlatıyor bi şeyler de ben dinlemiyorum yüzünü inceliyorum aynen Hatice Sultan'a benziyor.Valla bak aynısı,gözleri filan.Sonra dayanamadım 
-Bi de 3K ben senden çok hoşlanıyorum
Garibim ışık görmüş tavşana döndü fark ettirmemeye çalışıyor da ben Lie to Me izledim balım anlarım.Baktım bunun bi şey söyleyeceği yok,ortada çekirgeler dolaşıyor
-Bak bana cevap ya da karşılık vermek zorunda değilsin sadece içimde kalsın istemedim,omzunda yük hissetme tamam mı 
-Tamam
Tamam mı?Ulan öküz onca yol geldim,suratıma badana yaptım,kalp krizi geçirdim,cesaretimi ek gıdalarla destekledim ve dediğin 'Tamam' mı?Hayır yok de çirkinsin seni eşekler kovalasın de ama tamam ne allasen ??
Arkadaşlarımla geldim filan dedim.Kızlar da bizi izliyormuş 3K da o tarafa bakınca bunların hepsi önüne döndü filan çok komikti.Sonra mal gibi eve döndük.Bu.Bu kadar.Ne kadar da romantiğim değil mi?Ama anlayan yok.

                                                         
Sevgili 3K eğer okuyorsan senin en çok birini dinlerken kapanmayan ağzını seviyorum.
Ha bi de bunu rüyamda gördüm.Bunu uzaylılar mı ne kaçırmış.Ben de bulmaya çalışıyorum.İlkokulumdayım böyle nasıl kalabalık.Sonra kapıya kadar geliyorum her taraf diken.Yürüyorum,bi bakıyorum kollarım nasıl kanıyor.Siyah giyen 2 adam var Agent Smith'e benziyorlar.3K'yi bulduysan söyle diyorlar.Ben de heee kollarıma bak o kadar acı çektim size mi söylerim diyorum.Onlarda bu kadar acı çekmek sizin suçunuz diyip gidiyorlar.Nasıl bir bilinçaltıysa rüyada bile laf sokuyorlar.

11 Mart 2013 Pazartesi

YILIN İLK PİKNİĞİ

   Öldüm filan zannettiniz herhalde.
Bu yazıyı çok hızlı yazıcam;çünkü babaannem saat 10'da uyuduğu için zamana karşı yarıştığımızı sanıyor.
  Her neyse başıma neler geldi bir bilseniz.Kaburgamı çatlattım!!!Hem de o kadar ezik bi nedenle ki anlatmak dahi istemiyorum.Kısacası demirlerden atlarken o şom ağızlı ilkokul hocalarının dediği'O demirler birgün bi yerinize batacak'lafını bizzat yaşadım.Çok da realist yazıp içinizi kaldırmak istemiyorum ama olay şuydu ; demirlerde iki basamak vardı.İlkine bi ayağımı koydum ikincisine diğer ayağımı koyacakken ilk ayağım kaydı ve ayaklarım tamamen yerçekimine boyun eğdi.O sırada demirler kaburgama çarpma suretiyle tişörtü delerek beni adeta kurumaya bırakılmış bir çamaşır gibi sallandırdı.Yemin ederim Amerikan çizgi dizilerindeki loser tipleri şimdi daha iyi anladım.Zaten ordan tekrar inmek bambaşka bi olaydı.

       İşte canımın ne kadar acıdığın resmi.Bi de ağrı kesici iğne yapacaklardı.Ben de ağzım açık koluu sığırdım bekliyorum.Hemşire perde çekti.Ben de diyorum niye perdeyi kapatıyor.Sonunda acı gerçekle karşılaştım ve yalpalaya yalpalaya popomu tuta tuta bütün hastaneden geçtim.Otobüste yarım havada oturdum falan filan.
Hayatımda şu sıralar hiçbir şey düzgün gitmiyor zaten.Hemen bir fotoğrafla ispatlayayım.

Olması gereken yukardakiydi.Yandaki de benim yaptığım.Poff!

 Geçen iki arkadaşımın doğum gününü kutlamak için pikniğe gitmeye karar verdik.Twitter'da da paylaştım .Önce şöyle başladı;
Sonra içimizdeki(daha doğrusu benim içimdeki) piknikçi açığa çıktı.Maskeleri indirdik,tişörtleri çıkardık.Ve o belirdi beyaz atletli mangalcı ruhu!
Nasıl yakıcaz lan bunu derken
Hiç yanmayan mangalımız
 Bu fotoğrafıma çok güldüm.Salıncağı 1000002574. denememde hala kuramamamın verdiği hüzün ve öfke gözlerimde.
  Doğum günü bebesi
 İşte GERÇEK mangalcı


Şimdi diyebilirsiniz 'Aaaa bey bak ne güzel eğlenmişler'Hayır!Ankara'nın soğuğunda götümüz dondu efendim !!

29 Ocak 2013 Salı

OLAYA UZAYLI KALMAK İSTEMEM

    2000lerde E.T'yi izliyordum.Çok ağladım öldüğünü sandığımda ve babam kulağıma eğilip dedi ki 'Banabisugetir bu sadece bir film'.Peki babam yanılıyor olamaz mıydı?

  Bugünkü konumuz : uzaylılar uuuuuuuuu. Evet efenim gerçek mi , değil mi , kadın programlarından dini programlara ; bilimkurgu izleyicilerinden çizgi film mübtelalarına kadar herkesçe tartışılıyor.
    Geçen yine acayiiippppp sıkıcı uluslararası ilişkiler dersindeydik.Amerika'nın keşfi,Çay Partisi filan...Arkadaşlarımdan biri 'Hocam bu Amerikalılar onca yıl bi adada yaşamışlar da ne zaman okuyup,bu kadar gelişmişler?'dedi.Tabi arka taraf 'Anan zaa', 'Muş', 'Sen sor diye' ahahah diye kopuşlardayken 'Emperyalizm','Dünya Savaşı'na katılmadı pezevenkler','Kapitalizm olum onlar hep Amerka'nın oyunu uyaaan artık uyaaannn!'(yerine zor oturttuk)nidaları atan da oldu.
    Amerika ile yoğurt karşılaştırması vardır ya .Yoğurdu onca yıl bekletsen kendine kültür oluşturur diye.Şimdi bu Amerikalıların öz kültürleri yok sayılır.Bi millette yemek kültürü nasıl olmuyor ben ona çok şaşırıyorum bunlar doğar doğmaz ellerine uzay mekiği mi almış da yemek yapamamışlar?Bi de diğer devletlere yetişelim diye koşarken  bizim yolluklara da  fast food demişler. Şimdi Roswell Vakası'nı az çok bilen vardır.Rivayet edilir ki zamanında Amerika'ya bir UFO düşmüş ve Amerika bugünkü teknolojisine o cisimden aldığı ileri teknoloji parçalar sayesinde kavuşmuş.Kim bilir?Dahası Amerikalılarla uzaylılar arasında gizli bir antlaşma yapılmış,maddeleri,ses kayıtları ve kişilerin kimlikleri tamamen silinmiş.
  Star Wars , Man in Black,Signs gibi gibi . Bu filmler yukarıdaki antlaşmanın bir maddesi olabilir mi acep?Uzaylıların bu filmlerden ekonomik bir gelir sağladığını sanmıyorum olsa olsa reklam amaçlıdır.Peki ama bu filmlerin bazıları iyi uzaylı bazıları kötü uzaylı.Ama insanlar hep kötü hep önyargılı.Bu filmler arasında bir periyod olabilir kafayı takan biri bulsun şu gizemi.

  Tüm bu iddaalar gerçek olsun olmasın bildiğim bi şey var ki uzaylılar hakkında çekilen neredeyse hiçbir film yeşil,koca gözlü ,koca kafalı bir uzaylı tasvir etmedi.Darth Vaderlar tasvir etti,zaman makinesiyle ordan oraya koşan dünyayı kurtaran Doktorlar tasvir etti ve güçlü,karizmatik Supermanler tasvir etti.Açıkçası uzaylılar dünyaya gelirse bizi pek etkileyebileceklerini sanmıyorum,hatta hayal kırıklığı yaratabilirler.

Ha bir de herkesin bir UFO anısı vardır değil mi?Anlatmadan geçemem.Geçen yaz babaannemler gece bahçede otururken gökyüzünde Ufo görmüşler.Uçak değildi,balon değildi,superman değildi dediler.Açıkçası uzaylılar gibi şehir icatlarına pek de inanmayan, her Doctor Who izlediğimde 'Deli işi  'diyen babaannemin yalan söylediğine inanmıyorum.Dahası gördüğü cisme bir bahane de uydurmadı.

       Gökyüzü gizemlerle dolu.İsterseniz bilmediğiniz alemlerle ilgili hayaller kurabilir,isterseniz sıkıcı olmaya başlayan dünyadan bir kaçış planı olarak birilerini bekleyebilirsiniz.Ama bizi bitirecek şey kana susamış uzaylılar olmayacak işte buna inanıyorum.
   Ve klasik bir soru olan 'Neden hep Amerika?''nın cevabını almak için Turist Ömer Uzay Yolunda'yı izlemenizi ve bizim uzaylıları ciddiye almak için fazla dik başlı olduğumuzu görmenizi öneririm.


Doctor who-The Impossible Astronaut Bu adresteki bölümün son 20 dakikasını izlemenizi şiddetle öneriyorum

1 Ocak 2013 Salı

YENİ YILDA SİZİN İÇİN DİLEDİKLERİM

    Merhabalar benim 2012 'yi tekmeleyen Ken Masterslarım.Bu yılbaşı dibe vurdum resmen.2013'ten de pek bir şey beklemiyorum.Olmadı dipte mangal filan yakırız keyfimize bakarızz amaaann.
   O değil de sizce de bu yılbaşı çok çabuk gelmedi mi?Hayır yani seneye diyete başlayacağım dediğimden ya da seneye yaparım dediğim çok iş olmasından ötürü söylemiyorum bunu gerçekten erken geldi.Her neyse geçen sene ellenme korkusundan Kızılay'a gitmemiştik.Bu sene Kızılay'daki her genç gibi ülke sorunlarını bahane edip para kazanmak isteğimizden  'Elleyene biber gazıııı vaarrr,şok tabancısııı varr gel aabla gel'sloganlı bir satış tezgahı açmak istediğimizden Kızılay'a gittik.
 Bi de anlamadığım Iron Maiden efenim ne söyleyim Finntrol gibi bilumum ağır müziğin olduğu mekanlara tırtıllı balon asılması.Eğlendim yani.Zaten balonların çoğunu patlattık.Hehehe










Yılbaşı için tavsiyem kendinizi kasmamanız.Gün boyu ne yapılım ne edilim onunla şunun arasında huzursuzluk çıkmasın kimseyi kırmayalım derseniz eğlence kelimesine haksızlık edersiniz.Nitekim ben bu bazı kabilelerin tanrısı eğlenceye hakarette bulunduğumdan gecenin sonu pek de tatlı bitmedi.Yani yılbaşında çok kişi değil dolu kişilerle birlikte olun. Bütün sizi yoracak insanlar değil eğlendirecek insanlar seçin bu özel gün için.
Ayrıca gecenin sonunda omuz omuza verip sokağın ortasında ağlamamız bütün eğlenceden daha rahatlatıcı bir etki yarattı.Ve tabiki gece gece falcıya gitmemiz
Evdeyse şunlar oldu ;




 Bizim deyişimizle yılbaşı çiçeği.Gerçek adı ne bilmiyorum yine tam zamanında açtı.

Yeni yıl çoraplarım çok tatlı

Yılbaşılarının benim için çooook önemli olduğunu daha önce de söylemiştim.Geri dönüp baktığımda o günü güzel hatırlamak için uyumam gerekiyordu ve ben de 12 bulamadan öyle yaptım.2013 için heyecanlı değilim ; çünkü kendi hayatımda yan rol olacağım bir yıl başlıyor.Umarım sizin yılbaşı geceniz benimkinden eğlenceli geçmiştir.
            +SİZİN İÇİN DİLEKLERİM+
    Tuvalet kağıdının bittiğini tuvaletteyken anlamadığınız,istediğiniz ayakkabının numarasını bulabildiğiniz,1 kilo bile almadığınız,sevdiğiniz şarkıcının konserine gidebildiğiniz,arkadaşlarınızın son kalan çubuk krakerinizi istemediği ,sevdiğiniz dizilerin aynı saatlerde olmadığı , buzdolabının yumurtalık kısmına yumurta dizme görevinin asla size düşmediği,buz tutmuş yolda herkesin içinde düşmediğiniz,başı çok sıkıcı olan kitaplarla karşılaşmadınız,önceleri soğuk sonraları ılıklaşan denizin ılıklaşmasındaki sebebin yan taraftaki çocuk olmadığı,keşke bugün tatil olsa dediğiniz her günün tatil olduğu,yoğurdun çorba yaparken kesilmediği,misafir tuvaletini tıkamadığınız,sizi on yılda bir gören akrabalarınızın 'Ayy ne kadar büyümüşsün'demediği ,sağlıklı,mutlu bir yıl dilerim. '<>'

7 Aralık 2012 Cuma

OKULUM KÖTÜ GÜÇLERİN ELİNDE!!

   Merhabalar benim öğrenciye ev vermeyen teyzelere,amcalara otobüste yer vermeyerek adaleti korumaya çalışan Themislerim.
Bugün size 'Öğrenci nedir?'başlığı altında bilumum öğrenci evi , pis mutfak, garip buluşlar ve pijamalı kız resmi paylaşmayacağım.Birkaç ay önce bizzat yaşadığım bir olaydan sonra sorgulamaya başladım 'Öğrencinin değeri ne kadardır?'
  2 ay önce 147 yi aradım.İlk arayışımda çok yardımcı oldular.'Anaa  ne güzel  öğrenciyi dinliyorlar'filan dedim.Neyse ikinci arayışımda bir suç duyurusunda bulundum.Olayı anlatırken konunun içinde okullarda dikenli telin yasak olduğu geçti.Ben çok şaşırdım.Her beş yılda okul idaresi değişiyor.Yeni idare geçen sene ayağının tozuyla küfür yemeye başladı.Buna karşın küfür yediği her konuyu yönetmeliğe bağlayıp sığrıldı.Şaşırdım ; çünkü boş zamanlarında yönetmelikteki a harflerini saydığına inandığım bir adam okulun her bir köşesine 'jiletli' tel döşetip üstüne bıkmadan usanmadan yağ sürdürüyordu.Telleri de eklettim duyuruya.Sonuçlandı duyurum telefonda dinliyorum.Tam da tellerin karşısındayım.Adam duyurudaki maddeleri sayıyor.'Okulunuzda uyuşturucu satılmadığı...'Ben uyuşturu satılıyor dememiştim :)Uyuşturucu satılanlara verilmesi gereken cezalar daha az suçlular üzerinde uygulanıyor demiştim.Her neyse düzeltirim onu ses kayıtları da var dedim adam devam etti : 'Okulunuzda jiletli ya da dikenli tel bulunmadığı okul idaresi ve emniyet tarafından bildirilmiştir' gibi bir cümle kurdu. Haa? Peki benim karşımda durduğum şeyler neydi , akide şekeri mi?Teller yüzünden okulun bir ceza almasını beklemiyordum tabii ama rededilmesi,komikti.Yine aynı idare okulun ilk aylarında kız öğrencilere pantolon giymeyi yasaklamıştı.Şimdi okula serbest gidiyoruz.Serbest kıyafetin doğruluğundan ya da yanlışlığından bahsetmiyorum.Pantolon giymek için verdiğimiz bütün o çaba ve idarenin amaçsızca bizi uğraştırmasındaki kararı... Serbest kıyafet uygulamasını 'Allah'ın sobası yok'olarak değerlendirmek istiyorum.
     Geçenlerde bir öğretmenim beni'Başka bir öğretmen olsa sana neler yapardı' diye tehdit etti.Öğrencinin değeri önceye göre arttı hissedebiliyorum.Buna rağmen bir öğretmen üsteki cümleyi kurabiliyor ve bir müdür bizi 89.Cumhuriyet Töreni'ne 'Aptallar'diyerek çağırıyor,İstiklal Marşı'na geç kalanlara 'Türk değilsiniz'diyor.Merak ediyorum okullarda İstiklal Marşı öğrenci nefret etsin diye mi okutuluyor?Öğrenci çoğu şeyin doğru olmadığının farkında ama bireysel başarı puanı diye bir şey işte.Eskiden öğrenciyi polisle korkuturlardı şimdi notla.
      Bilemiyorum ya öğretmenlik beceri işidir, fakülteyi bitir gel değil.İnsan öğretme ateşini kaybetti mi emekli olmalı.Hoş adam da haklı emekli olup açlıktan ölsün mü?
   Yemin ederim kendimi Wonderland'deki Alice gibi hissediyorum.Ya da The Walking Dead 'ın içinde.Eskiden muhteşem olan okul koridorlarım tanımadığım yüzlerle dolu.Almanca öğretmenlerine hademe odasını bölüm odası diye vermişler.Hay Yarabbim.Yani anlayacağınız okulum kötü güçlerin etkisinde.


OKUL KORİDORUMUZDAN BİR KARE

Benle bir alakası yok ama (zaten alakası olmasına da gerek yok) Kız Meslek Lisesi ayrımı nedir Allasen ?? Bir erkek anasınıfı öğretmeni olamaz mı? Neye kafa yormuşsunuz ne cinsiyetçi bir yaklaşım , mantıksız.

Bu yazımın 2012'de yazdığım en karamsar yazım olmasını umuyor ve yılbaşı yazımda görüşmek üzere diyorum .

2 Kasım 2012 Cuma

DENİZİN RENGİ DEĞİŞTİ

    Apar topar hazırlandık.Ne bileyim bir an önce geldiler.İnsan bir arar geldik diye,neyse.Doluştuk 5 kişilik arabaya 8 kişi gidiyoruz.Annem yok.Ben,Elçin,Elçin'in 3 kuzeni ve benim 3 arkadaşım.Giydirdiler bana da bikiniyi denize gidiyoruz sandım.Neymiş efendim parasailing!Ben vakti zamanında lunaparktaki tırtıla binince ağlamış insanım hadi bunu geçtim evin alarmı birden bire çalınca korkudan ağlamış,lensleri bozulmasın diye lenslerini çıkarıp ağlamaya devam etmiş bir insanım.Neyime benim parasailing.Ama korkumu gizledim.Oyunbozanlık yapmamak ya da utandığımı belli etmemek için susmadım.Elçin istemişti gelmemizi ve onun sakladığı korkular karşısında benimki bir hiçti.
 
     Neyse şimdi 8 kişi aynı anda olmuyor tabi.Bekliyoruz.Bekledikçe korkum iyice artıyordu buna rağmen güneş kremim yanımda mı yaaee diye bakmadan da edemiyordum.Her neyse her şey havalanana kadarmış.Yukardayım bütün o çirkinliklerden uzakta.Bir taraftan da bakıyorum Elçinler aşağıda denize girmişler.Bütün çevreyi süzdükten sonra işler yine korkutucu olmaya başladı.O çirkinlikler diyarına hasret kalmış,hatta muhtaç olmuştum.Birkaç derin nefes aldım.Deniz kokusu.Neyse ki gökyüzünde petrol yok dedim.Hırslardan,insanlardan ve paradan uzak bir yerdi çünkü.Yavaş yavaş indim.Yüzdüm Elçinlere kadar.Bacaklarımın titrediğini hissediyordum buna rağmen yüzüyordum.Gördüklerimizi anlattık birbirimize;çünkü uzun süre boyunca gördüğümüz en güzel şey olacaktı gökyüzü.Diğerleri güneşlenmeye gitti.Bir de acıklamışlar mı ne.Elçinle konuşmaya başladık.İyi olduğundan filan bahsetti.İyi değildi.Hiç korkmadığından ve bu da doğru değildi.Birkaç kahkahadan sonra o an gelmişti.O kadar istemiyordum ki o anın gelmesini gözümü kapattım adeta göz kapaklarımla ittim zamanı ama olmadı.Gözlerimi açtığımda boğuluyordu.İnkar etmek hiçbir işe yaramazdı,ağlamak da.Sımsıkı tuttum.Başı havada kalmalıydı.Burnuma kadar sudaydım bu sefer ayaklarımla kaderi ittim.

  
Yapacak hiçbir şey yoktu.Yemin ederim bütün gücüm bu kadardı,yemin ederim.Havadayken masum görünen doğa da bana karşıydı.O sakin deniz, rüzgar düşman kesilmişlerdi bana.Elçin'i koltukaltlarından sıkıca kavramıştım.Hissedebiliyordum artık nefes almıyordu ama henüz her şey bitmiş değildi.Hepimiz ölceğimizi biliyoruz ama bu hayatımızı pek değiştirmiyor değil mi?Bir doktorun arkadaşınızın yakın zamanda öleceğini söylemesi de pek bir şeyi değiştirmiyor.Umut yaşamak için bir sebep ama yaşatmak için değil maalesef.O sırada Zehra ve Tuna bizi gördü.Allah'ım o nasıl bir bağırıştı nasıl bir koşuş.Diğerleri yere oturmuşlardı.Tuna bütün gücüyle Elçin'i üstümden aldı.Zehra beni sudan çıkardı.Kulaklarımın içinde su vardı ve biri kumun üstündeydi.Su kustum.Tuzlu ve ölüm kokan.Sonrası yok.Kendime geldim,gelmek istemedim.Çığlık attım,korkumu saklamadım.Üzüntüm hala içimde.Elçin de korkusunu saklamadı üzüntü de yok onun içinde.

13 Ekim 2012 Cumartesi

PEK BİR GEREKSİZ YAZI

          Bugün benden hiç şebeklik beklemeyin,moralim çok bozuk.
Bi isyan etme isteği var içimde.Ama yazmadığım bu süre içinde hep böyle depresif takılmıyordum bugün depresifliğin dibine vurdum.
  Neyse.Bu blog işi de zormuş vesselam.Her zaman hayatın yaşanmaya ve yazılmaya değer olabileceğini düşünmen gerek.
  Bugün biraz şu sıralar neler düşünüyorum anlatayım:
-Kışın yaklaşmasından nefret ediyorum.Ayaklarım hep buz gibi,ellerimde öyle.Isınmak için birilerine sokulmam gerek.Hoş bazı insanlar bunu her mevsim yapıyor.Kısacası kış benim için acizlik mevsimi.
-Sonbaharda olmamızı çok seviyorum.Nar,ayva,kestane.Cennetin 3 hurisi.
-Her mevsim çizme giymek istiyorum.
-Boğazı kapalı kıyafetler giyemiyorum mümkünse omuz başımda görünsün.
-Eğer biri gelip bana bize bir türkçe şarkı söyle derse 20 dakika şarkı bulmaya çalışıyorum.Yazarken utandım.
-Çene piercingi için yıllardır mücadele vermeme rağmen o kadar da güzel durmadığını fark ettim.
-Alaca karanlığın ve her haldenin ayrı yazıldığını öğrendim.
-Şeftalili ice teanın kral olduğunu bir kez daha anladım.
-Sürprizlerden nefret ediyorum.
-Yemek yemeyi çok sevmeme rağmen yalnızca doymak için yemek yediğimi fark ettim.
-Felsefenin reklam kokan bir hareket olduğunu gerçekte bilimin poposunu kokladığını fark ettim.
-Saçımı kestirdiğime pişman oldum.
-Bilime inanmadığımı anladım.
-Hayatımda ilk kez kitaplar gözüme bu kadar pahalı geldi.Okumak istiyorum amma o parayla iskender yiyorum.
-Kimyondan nefret ediyorum.
-Hayvanlarının tırmık ve ısırıklarından birgün kuduz olucam.
-Rekabet aptalca geliyor.
-Alex'in gitmesi,Michael Jackson'ın ölmesi gibi olaylara üzüldükten sonra içinde bir boşluk kalıyor ,elinden hiçbir şeyin gelmeyeceğini ama bunun haksızlık olduğunu biliyorsun ya,işte o duygudan nefret ediyorum!
-4.sınıftayken ailem günlüğümü okumasın diye 'Sezgice'isimli bir alfabe geliştirip günlüğümü öyle yazmıştım.Okulda da aynı alfabeyi kullandığımı öğretmenim fark edince bir daha kullanmadım.1-2 güne günlüğümün resmini koyarım buraya.



-8 yaşındayken anneme sinirlendiğim bir gün banyonun kapısına yumruk atıp kırmıştım .
-7 yaşındayken 'Sevgi Okulu' diye illegal bir kurum kurup,mahalledeki çocuklara ders veriyordum.Onunda boyama kalemleriyle yazılmış evraklarını koyarım buraya.
-Aaa dün Yalan Dünya'yı izliyordum.Eylem'i görünce Orçun anneannesinin'Kızım kafanı duvara vurmuşsun alnına çivi girmiş'lafına saatlerce anıra anıra güldüm.Çağatay'ın kedisiyle dansından sonra o dizide en çok güldüğüm şey oldu.

     Aman falan fişman hiç keyfim yok bea.Allah'a dua ediyorum ben böyle hissederken alsın canımı gözüm hiç arkada kalmaz.
  En fena olanı ne biliyor musunuz? Bi yazın tanıştığım harikota insanlara bakıyorum bir de şimdikilere.Formel bilimlerle ilgili hiçbir şey beni mutlu etmiyor.(Fotoğrafları çeviremedim kusura bakmayın]