26 Eylül 2013 Perşembe

YETER Kİ TÜRK'E YASAK DE

Merhabalar depresyon hırkalarım
Blogun ayarlarını değiştirmekle uğraşıyorum şu sıralar.Blogun şu anki görünümüyle son yazım büyük ihtimal o zaman size bir anımı anlatayım .
   " Yeter ki Türk'e yasak de" diye bi geyik vardır , bilirsiniz şimdi bunu kanıtlayacağım :
10.sınıftayım ,bir coğrafyacımız var gülersen seni yok yazar o derece.Okul formamızda gömlek var ve tabi ki zorunlu.Kışın kazak filan giyiyoruz ya içine bi de gömlek giymek istemiyorum.Zaten gömleğim dar olsun diye 2 beden küçük,kazağın içinde kaybolup gidiyor hayır yani ne gerek var ?! Bu beni 5 den fazla kez yok yazdı gömleğim yok diye.
     Ben de gittim eski gömleklerimden birini aldım yakasını kestim.Onun dersi olunca yakayı kazaktan içeri sokuyordum.Gömlek giymişim gibi görünüyordu.Ben de artık gördü görmedi paniğini yaşamadan parmak kaldırıyor , iğrenç esprilere anırabiliyordum.Giderken de dolaba atıyordum.Ohh..kebap!
     Birgün bana dedi ki öğretmenim :"Aferin bak akıllandın" Akıllandım akıllanmasına da  ama istediği biçimde değil .

22 Ağustos 2013 Perşembe

YAZIN YEDİĞİM HURMALAR





      Merhabalar benim arkadaşına aldığı hediyeyi çok beğenip "Benim mi olsa ya" diye düşünen zevkine aşık okurlarım. Üzülerek , kahrolarak söylüyorum ki yaz bitiyor ben bu yaz o kadar komik bi olay..... yok ya yaşamadım.Ya da siz karar verin : Annemler ne zaman "Kızım sen ne olucan" dese "dövmeciii" diyordum.Gittim bi dövmecinin yanına işi öğrenmeye adam bi de İngiliz ! Hayır zaten acayip zor bi işmiş bi de İngilizce anlatıyor kendimi Serdar ortaç tişörtüyle iron maiden konserine gelmiş gibi hissettim.Neyse annem de bu bahaneyle dövme yaptırdı önce annemi ben döveyim dedim ama Don'a göre hala elim titriyomuş.





      Bu sene üniversite sınavına giricem diye güya eşek gibi çalışacaktım ama öküz gibi tatil yaptım ha bi de ne kadar dolmalık biber, barbunya,fasulye , bamya varsa ayıkladım. Zannımca annemler üniversiteyi kazanamayacağımı anladılar ve beni son model bi ev kızına çevirmeye çalışıyorlar.Aslında tatilimi aylar önce planladım merveyle çılgınca eğlenecektik ama biraz boş vaktim vardı o arada fakirin umudu falcıya gittim.Hepsi de esas oğlan hakkında kötü şeyler söyledi hatta biri "Beraber olamayacaksınız ama sen yastığına onun adını vermeye devam edebilirsin" dedi ben ne kadar " Ya slk msn ben öle şeylr düşnmyorum :s :s" desem de bir kız için falcının sözü ne kadar kutsaldır bilirsiniz. Gittim esas oğlana mektup yazdım kısaca "tamam hadi git peşinden gelmicem " dedim.O mektubu okumadan gitti.O gitmeden önce ben tutturmuştum onun oyununu izlicem diye hani aylar önce planladığım tatil vardı ya onu iptal ettim.Merveyi tatile yolladığım o gece esas oğlan gitti ben ortada mal gibi kaldım mı?!Dedim bari oyuna gidelim de iki güler eğleniriz.şimdi bu esas oğlan sahneye çıktı yanında 3-5 oğlan daha var.Biz de yanlış oğlanı o diye izliyoruz ! Allam kim hoşlandığı oğlanı karıştırır ?! Bi de içimden yüzsüz yüzsüz "Aaa ne kadar değişmiş" diyorum.Sonra aydınlandım da bi dakika lan bu değil ki o dedim.Zaten oyun sırasında arkadaşımla salak salak şeylere gülüyoruz bi de sessiz ya kıs kıs güle güle kıpkırmızı oldum. Çıkışta dedim şunu köşede sıkıştırıyım baktıp kızın biriyle şapur şupur öpüşüyo(oha oğlanın nasıl günahını aldım uydurdum resmen sdfhjkll) dedim kaç kaç kaç Sezo.
       Ertesi gün Antalya'ya gittim .Dertleşiyorum bu arada arkadaşlarımla filan.
Moralim de bozuk fotoğraf çekinelim bari dedim .
Fotoğrafa bakar msın ??? Kamyon var arkada.Bu nasıl şans.

            Ankara'ya dönerken yolda bi rüya gördüm . Rüyamda bu esas oğlan mor bi iç çamaşırı almış böyle kurukafa şeklinde bi külot .Ama böyle kumaşa baskı değil 3D bi kurukafa hem de taşlı. İşte böyle gösteriyo yeni aldım filan diyo.Ben de beni neden sevmedin diye soruyorum. Bana dönüyor,gözlerimin içine bakıyor ve "Sezgi ben homoyum" diyor.Kızdım kendime yani bilinçaltıma öyle bi yerleştirmişim ki sanki ben çirkin olamam ,beni istemiyor olamaz kesin o homodur.Tee allam . Bayram tatilinde de bartındaydık inkumu filan .Sonra huzur Ege'de dediniz izmir e gittik.Ablam tuvalette kilitli kaldı .Ablam zannediyor ki tuvalette yalnızız.Nasıl bağırıyor "sezgiii kapıyı açamıyom"o sırada küçük bi kız ablamın kapısını tıklattı o da ben zannediyor "ne var ne" diye bağırdı kız o kadar korktu ki koşarak çıktı. durmaksızın bağırıyor ama sonunda çıktı bi baktı tuvalet dolu 2 tanede yaşlı kadın var nasıl gülüyor rezil kız başı önde çıktı gitti masaya böylece bir tuvalette kilitli kalma klişesini de size anlatmış bulunuyorum . Yani bu yaz omzum üç kere soyuldu başka da bi atraksiyon olmadı.Evet ben de şaşırdım.Neyse canlarım hadi öptüm .

11 Temmuz 2013 Perşembe

BIÇAK SIRTI

      Annemle beraber onun eski bir arkadaşının evine geldik.Hani onlar birbirlerine ıvır zıvır göstermek için içeri geçer de sen salonda tek başına kalırsın.Güneş tozları kovalar,saat sessizliği bozar.Ellerim kucağımda odayı inceledim.Oda da sanki biliyordu benim buraya ait olmadığımı da beni koltuğun en ucuna itti.Çantamı kendime iyice çektim.Tanıdık olan bir tek oydu çünkü.Kalabalıkta annesinin eline yapışan bir çocuk gibi çantamı tutuyor,sessizliğe karşı tek silahım olan telefonumu arıyordum.
       Annemle arkadaşı Saliha teyze içeri girdi."Çarşıya gidiyoruz"dediler.Annem bir yıldır zor zamanlar geçerdiğimin  farkındaydı.Farkındaydı dediysem bunu annelik güdüleriyle anlamadı.O kadar iyi oynarım ki biri bendeki kötülüğü fark etmek için somutluğa ihtiyaç duyar.Sanırım kabuslarım yüzünden döktüğüm gözyaşlarım ve sürekli kaşımaktan sırtımda oluşan yaralar annem için somutluk oldu.O çözümü beni yabancı bir şehrin  kucağına atmakta buldu.Ama sorun şehirde değildi.Çünkü ben benimle aynı şehirde hatta burun buruna olan hiçbir şeye yakın değildim.Bu kadar uzaklaşmak aptalcaydı."Değişiklik olsun" lafı daha aptalcaydı.Zaten ben onlar oturup monotonluktan yakındığı sırada kafamda yeni odalar ,o odaların içinde de yeni dünyalar keşfediyordum.Bütün bu ağaçlar,gökyüzüne köle olmuş güneş kafamda uzun zamandır yer etmeyen objelerdi.Ben yalnızca yollar düşünürdüm.Ağaçlar ve güneş sizi doğruca etkiler.Dikenli ağaçlar görürsen soğuk bir yere direksiyon kırdığını anlarsın.Ama o zaman üşümenin ne anlamı kalır ?
       Birkaç kızla tanıştım.Bunlardan biri Saliha teyzemin kızı Yeşim.Yeşim üniversiteyi bu yıl kazandı.Saliha teyze Yeşim için bir yemek verecek yarın erkenden hazırlıklara başlayacağız
      Şimdi ben terastayım.Çoğu insan kalabalıkta yalnız olmaktan yakınır.Ben yalnızken kalabalık olmaktan yakınıyorum.Sanki hep kaybettiklerim yanımda sanki hep fazladan tabaklar var masada.Beynim dırdırcı kadın , ben de onun bezgin kocası.Belki de onu daha fazla dinlemeliyim.Ölümümü hiç düşünmedim Bazı insanlar kendi ölümleriyle başkalarını cezalandırmayı düşünür.Benim hiç böyle bir lüksüm olmadı.Gecelerim cenazemi planlamakla ya da ölümcül bir hastalığa yakalanıp kalbimi kıranları vicdan azabına mahkum etmeyi hayal etmekle geçmedi.Biri mezarıma gelip der miydi "Keşke bunları sana önceden söyleseydim"Hayır benim böyle bir lüksüm olmadı .Ölümüm kimseyi incitmezdi çünkü.Bir de ben her zaman ölümü isteyecek kadar mutsuz değilim ki.Çok güldüm.Ama annem benimle gülmedi ; çünkü o olgundu.Beni şimdi güldürenin yarın iki kat ağlatacağını bilirdi.
     Sabah oldu.Evde bir telaş.Akşama taze üniversitelinin daveti var.Ben sabahtan beri yeşil fasulye ayıklıyorum.Kızlar bana bugün için pembe bir elbise almışlar.Pembe giymek için fazla yaşlı hissediyorum.Şimdi de kimse elini sürmek istemediği için etler bana kaldı.Bu gece onun gecesi ama ben mahvedeceğim.Ben böyleyimdir insanların hayatına bir anda girerim,darmadağan eder giderim.Tamam biraz bencilim.
     Belki ölümüm kimseyi incitmez ama beynimin dudaklarını mühürlemek için tek yol bu.Sürekli beni suçlamasını kesmek istiyorum.Birazcık yalnız hissetmek için ,kurtuluş için.Sıcak bir kaburgayı sıyırmak ister misin,hazır ol et bıçağı oyuna giriyorsun.

22 Haziran 2013 Cumartesi

RÜYA-KISA FİLM

  Merhabalar benim eyleme gidip yanlışlıkla pankartı ters açan okurlarım.İlkokuldan arkadaşım meteor hatun Cemre ve onun, onun kadar meteor saz arkadaşları okul ödevleri için  bir kısa film çekmiş.Ee herkes bilir ki arkadaşın reklamını yapmak,başarısını tebrik etmek imandan gelir.Ellerine,kollarına,çıkık popo yürüyüşlerine,saç savurmalarına sağlık .Buyrun ;
Ben mi efendim,ben gidiyorum.3.şahıs olduysanız gitmeniz gerek.Belki yazarım,belki yazamam.

24 Mayıs 2013 Cuma

BEN NASIL BÜYÜK ADAM OLUCAM?

     Merhabalar  benim yıllardır bir üfleyişte mumları söndüreceğim diye tüm pastayı tükürük içinde bırakıp onu bir de arkadaşlarına yediren bağışıklık düşmanlarım.
   16 mayıs doğum günümdü ama malumunuz doğum günümü kutlamayı pek sevmiyorum.Bu senede bir teşekkür yazısı yazarsam yazı Jimmy Fallon'un "Thank You" bölümüne döner diye korkuyorum.Gel gelelim doğum günlerimi neden sevmediğime.Bilemiyorum ya.Belki de sürprizlerden pek hoşlanmadığım için.Kendimi az çok tanıyorum şimdi planları ben yapmazsam her şey kötü olacak ve ben gülümseyip memnun görünmeye çalışacağım.Kendimi biliyorum kalabalıkta pastadan herkes alsın diye en ince dilimi ben alacağım halbuki ben o pastaya tüm benliğimle dalmal isterim her zaman.Patates salatası eşliğinde Hüseyin Kağıt dinleyip oynayacağız yavaş yavaş emekliliğe alıştırır gibi kendimizi.Oldu mu senin "Best party ever" hayallerin "Party hard "
Bir seçenek daha var güneş tepedeyken herkes sarhoş olacak.Eee ben zaten içmiyorum , sarhoş ayılt dur .Bir de çok saçma ; 'Müzikçi sözlüme 40 vermiş,doldur be meyhaneci ,yapılır mı lan bu bana.'
 Bir de bugün doğum günün mü koy götüne o zaman her şeyin tipi var ki bu ben oluyorum.Şimdi önemli olan hep birlikte olmak geyiğine geliyorum.Gerçekten de önemli olan kremalar,mumlar,kukuletalar değil,sıkı sıkı sarılıp 'İyi ki doğdun,iyi ki varsın 'diyen insanlar.Önemli olan annenin 'Seni iyi ki doğurdum'demesi
En güzeli bu bence ; çünkü ben kendime hiçbir doğum günümde iyi ki doğdun demedim.Belki de bu yüzden kutlamadım hiç.Herkes cümlenin sadece başını söylerken ben gerisini de duydum 'İyi ki doğdun da bütün yıl ağzına sıçıyoruz,sömürüyoruz,ağlatıyoruz seni.'Bu yüzden kutlamak gellmedi içimden.Zaten varlığımdan memnun olacağım hiçbir iş yapmadım.Ayrıca Megan Fox'la aynı gün doğmuşum.Neyini kutlayayım,adaleti mi?
Ama doğum gününde herkes özel hissetmek ister değil mi seninle aynı gün doğan 4 milyon insan olsa bile.Doğum günüm kandile denk geldi ya gittim dedim çocuğum birine bak mübarek günde doğmuşum.O da döndü dedi 'Ben Kadir Gecesi'nde doğmuşum.'Ya tamam en süper sensin,bir numarasın,cennetlik adamsın da bugün benim doğum günüm ilgiyi niye üstüne çekiyorsun ki?Mübarekliği paylaşabiliriz ey din kardeşim.
Doğum günümde bir de sinemaya gittim.Sümeyye -eğer okuyorsa selam olsun-çantasını ağzıma öyle bir gömdü ki gözüm morardı,dişlerim düştü,dudağım patladı.Neymiş efendim neden sinemaya kadar gidip filmi izleyip dönmüşüm.
Doğum günümü sevmeme sebeplerimden biri de yaşlanıyor olmam.Çok ciddi bir şekilde takıntım var bu konuya.Bir de sanki büyüyemiyormuşum da sadece yaşlanıyormuşum gibi geliyor.Kıskancım,şımarığım ve umursamazım bunlar büyüyememekten mi kaynaklanıyor yoksa çoktan büyümüş olmamdan mı?Bizim mahallede bir teyze vardı.Kayısı ağacına daldık diye 'Alın size taharet suyu' diye balkondan kafamıza su dökmüştü.Ben de yaşlanınca kesin öyle biri olacağım.Bastonumun sapı da kurukafalı filan olur herhalde.
Bilemiyorum etrafında seninle yaşlanacak birileri bulunduğu sürece belki de yaşlanmak o kadar kötü bi şey değildir.Bin kez teşekkürler,sizler de iyi ki varsınız!

 Yaşlanıyoruz vesselam.Ben beklerim de zaman beklemez ki beni.

16 Nisan 2013 Salı

ERKEKLER NEDEN BU KADAR ÖKÜZ??

Blogu ilk açtığımda kadın-erkek ilişkileri hakkında yazmayacağıma dair kendime söz vermiştim.Nasılsa yazan,ıncığını cıncığını sorgulayanlar var.Ama gün geçmiyor ki erkekler bu kadar öküz olmasın.Allah aşkına;hikaye benden yorum sizden.Buyrun;
Şimdi efendim adını vermek istemediğim -linç edilmesinden korkuyorum- kısaca 3K dediğim bir oğlan var.Bu esas oğlan.Esas kız da benim.Birgün bir gaza geldim , adeta bir cesaret bombalaması yaşadım ve bizim kızlara döndüm Görevimiz Tehlike'nin müziği ile dedim ki 'Kalkın,ilan-ı aşk etmeye gidiyoruz.'Eee bunlar benim arkadaşım akıl yok haliyle.Gittik taaaa Google Earth'ün bile yerini unuttuğu bir üniversiteye.İçimden de diyorum 'Yok artık banabisugetir ne yapıyorsun sen bu işlerin adamı değilsin' Bu işlerin adamı neden mi değilim açıklayayım :


Bakın ben normalde böyle bir hatun kişiyim.Benim ne işim olur ilan-aşkla filan.Yani yemek aşkı başka orda bi durcan.

Ammaa işte bu 3K dediğimiz esas oğlan beni bu hale getirdi. 
 Neyse ne diyordum 3K'yi bekliyoruz.Ahan da iniyorlar aşağıya.Bakıyorum,kızları eleştiriyorum,oğlanları puanlıyorum filan ama 3K ortalıklarda yok.Dedim 'Kalk Banu sınıfına gidek'Hayır neyime güvendim bunu söylerken neyse dedim ki merdivenlerden çıkalım 3 gram eritsem kardır.Tam sınıfına gircez mesaj geldi '3K kantinde'Ben onun için 3 gramın hesabını yapıyorum tembel hayvan asansöre binmiş bi de 3 saat onu beklemiş.Tee Allaamm.Koştura koştura indim merdivenlerden nerde filan dedim.Kafamı çevirdim çıktı kantinden.Hayır bu klasik türk filmi sahnesi değilse ne?Bi dahaki arayı bekliyoruz.Ben 'tabi ki'gittim tost filan yedim.Neyse ara oldu bu geldi kantine.O an , ne yapacağını bilmeyen her kişi gibi ben de telefonumla oynadım.Ne yani mantık neyse?Dedim bu bir daha geri gelmeyeck bir an yaldır gitsin.

Gittim kolundan çektim 3K bi bakar mısın dedim (Haydaaa niye çocuğu çevirdiysem bi de bırakmadım , o kolunu çekti de anca kurtardı kendini pençelerimden koala mıyım neyim]
-Geldim ne oldu?(Ayy haspaya bak sanki hergün bi kız seni çeviriyor çok coolsun alkış]
-Sana bi'şey sorabilir miyim?
Sıkı durun geliyor
-Kızılay'a nasıl dönebilirim??(Tamam ya vurmayın ne biliyim öyle dedim birden ]
Tabi bu mala döndü anlatıyor bi şeyler de ben dinlemiyorum yüzünü inceliyorum aynen Hatice Sultan'a benziyor.Valla bak aynısı,gözleri filan.Sonra dayanamadım 
-Bi de 3K ben senden çok hoşlanıyorum
Garibim ışık görmüş tavşana döndü fark ettirmemeye çalışıyor da ben Lie to Me izledim balım anlarım.Baktım bunun bi şey söyleyeceği yok,ortada çekirgeler dolaşıyor
-Bak bana cevap ya da karşılık vermek zorunda değilsin sadece içimde kalsın istemedim,omzunda yük hissetme tamam mı 
-Tamam
Tamam mı?Ulan öküz onca yol geldim,suratıma badana yaptım,kalp krizi geçirdim,cesaretimi ek gıdalarla destekledim ve dediğin 'Tamam' mı?Hayır yok de çirkinsin seni eşekler kovalasın de ama tamam ne allasen ??
Arkadaşlarımla geldim filan dedim.Kızlar da bizi izliyormuş 3K da o tarafa bakınca bunların hepsi önüne döndü filan çok komikti.Sonra mal gibi eve döndük.Bu.Bu kadar.Ne kadar da romantiğim değil mi?Ama anlayan yok.

                                                         
Sevgili 3K eğer okuyorsan senin en çok birini dinlerken kapanmayan ağzını seviyorum.
Ha bi de bunu rüyamda gördüm.Bunu uzaylılar mı ne kaçırmış.Ben de bulmaya çalışıyorum.İlkokulumdayım böyle nasıl kalabalık.Sonra kapıya kadar geliyorum her taraf diken.Yürüyorum,bi bakıyorum kollarım nasıl kanıyor.Siyah giyen 2 adam var Agent Smith'e benziyorlar.3K'yi bulduysan söyle diyorlar.Ben de heee kollarıma bak o kadar acı çektim size mi söylerim diyorum.Onlarda bu kadar acı çekmek sizin suçunuz diyip gidiyorlar.Nasıl bir bilinçaltıysa rüyada bile laf sokuyorlar.

11 Mart 2013 Pazartesi

YILIN İLK PİKNİĞİ

   Öldüm filan zannettiniz herhalde.
Bu yazıyı çok hızlı yazıcam;çünkü babaannem saat 10'da uyuduğu için zamana karşı yarıştığımızı sanıyor.
  Her neyse başıma neler geldi bir bilseniz.Kaburgamı çatlattım!!!Hem de o kadar ezik bi nedenle ki anlatmak dahi istemiyorum.Kısacası demirlerden atlarken o şom ağızlı ilkokul hocalarının dediği'O demirler birgün bi yerinize batacak'lafını bizzat yaşadım.Çok da realist yazıp içinizi kaldırmak istemiyorum ama olay şuydu ; demirlerde iki basamak vardı.İlkine bi ayağımı koydum ikincisine diğer ayağımı koyacakken ilk ayağım kaydı ve ayaklarım tamamen yerçekimine boyun eğdi.O sırada demirler kaburgama çarpma suretiyle tişörtü delerek beni adeta kurumaya bırakılmış bir çamaşır gibi sallandırdı.Yemin ederim Amerikan çizgi dizilerindeki loser tipleri şimdi daha iyi anladım.Zaten ordan tekrar inmek bambaşka bi olaydı.

       İşte canımın ne kadar acıdığın resmi.Bi de ağrı kesici iğne yapacaklardı.Ben de ağzım açık koluu sığırdım bekliyorum.Hemşire perde çekti.Ben de diyorum niye perdeyi kapatıyor.Sonunda acı gerçekle karşılaştım ve yalpalaya yalpalaya popomu tuta tuta bütün hastaneden geçtim.Otobüste yarım havada oturdum falan filan.
Hayatımda şu sıralar hiçbir şey düzgün gitmiyor zaten.Hemen bir fotoğrafla ispatlayayım.

Olması gereken yukardakiydi.Yandaki de benim yaptığım.Poff!

 Geçen iki arkadaşımın doğum gününü kutlamak için pikniğe gitmeye karar verdik.Twitter'da da paylaştım .Önce şöyle başladı;
Sonra içimizdeki(daha doğrusu benim içimdeki) piknikçi açığa çıktı.Maskeleri indirdik,tişörtleri çıkardık.Ve o belirdi beyaz atletli mangalcı ruhu!
Nasıl yakıcaz lan bunu derken
Hiç yanmayan mangalımız
 Bu fotoğrafıma çok güldüm.Salıncağı 1000002574. denememde hala kuramamamın verdiği hüzün ve öfke gözlerimde.
  Doğum günü bebesi
 İşte GERÇEK mangalcı


Şimdi diyebilirsiniz 'Aaaa bey bak ne güzel eğlenmişler'Hayır!Ankara'nın soğuğunda götümüz dondu efendim !!